Centro-Historico
Latin Amerika’nın en büyük ülkelerinden Meksika, azteklerden kalma tarihi yapıları, piramitleri ve muazzam plajlarıyla görülmeye değer yerlerden biri. Şehirde gezip görülecek pek çok nokta var. Sizler için popüler durakları bir araya getirdik. Tarihi kalıntılar, çeşitli müzeler, dini yapılar ve birçok görülmesi gereken yerin bulunduğu Centro Historico, şehir gezinizin ilk durağı olmalı. El Zocola meydanı, Palacio Nacional, Temple Mayor, Catedral Metropolitana burada görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.

El Zocalo meydanı Dünyanın en büyük meydanlarından biri olan El Zocalo, birçok önemli yapıya ev sahipliği yapmaktadır. Azteklerden bugüne kimi zaman engizisyon mahkemesi kimi zaman seyyar satıcıların bulunduğu meydan Centro Historico bölgesinin can alıcı noktasıdır.

Palacio Nacional Azteklerden bu yana yönetim amaçlı kullanılan yapı, Meksika’nın hükümet binasıdır. Zocalo Meydanı’nın batısı, binanın tezontle adıyla bilinen kırmızı renkli taştan yapılma ön cephesiyle kaplıdır. Binanın mimarisi geçmişten bugüne kadar iyi şekilde korunmuş olup az bir değişimden geçmiştir. Ön cephesinde 3 farklı giriş bulunmaktadır; bunlardan biri devlet başkanı diğeri devlet hazinesi içindir.

Palacio Nacional’in duvarlarını birçok güzel tablo süsler. Girişte merdivenin arkasında bulunan duvardaki resimler Diego Rivera’nın eserleridir. Bunlar arasında en dikkat çekeni Meksika’nın tarihi geçmişini tasvir eden, Rivera’nın değerli çalışmalarından biri olan Mexico a Traves de los Siglos’tur. Meksika’nın bayrağının figürü olan kaktüs ağacındaki kartal resmi de etkileyici tablolar arasındadır.

Palacio-Nacional

Campana de Dolores 1810’da Meksika’nın bağımsızlık savaşını başlatan çandır. Meksika bağımsızlığını kazandığında da bu çanın altındaki balkondan halka ilan edilmiştir. Meksika için manevi değeri olan bu çanı görmeden dönmeyin.

Catedral Metropolitana 1573 yılında yapımına başlanıp tamamlanması 300 yıl süren katedral, Mexico City’nin en önemli yapılarından biridir. Bugüne kadar farklı dönemlere tanıklık etmesi sebebiyle İspanyol rönesansı, Fransız neoklasisizmi ve Barok tarzının mimari özelliklerini taşımaktadır.

  1. yüzyılda yapılmış olan El Zocalo’ya bakan ön kısmı, mermer panellerle süslüdür. Meryem Ana’ya ithafen yapılan katedralin merkezinde onun resmi bulunmaktadır. Çanı andıran kuleler, saat kulesi ve birçok sanat eserinin bulunduğu katedral görülmeye değer yerlerden biridir. Oyma desenler ve altın kaplamalarla süslenmiş Altar de Perdon sunağı katedralde ilk göze çarpan detaylardan. Sunağın yanında bulunan İsa heykeli ise birçok dua etmek isteyen insanın bir araya geldiği alandır. Heykelin önünde dua etmek için bekleyen kalabalığa rastlamanız olası. Katedralin içinde görülmeye değer pek çok sanat eseri bulunur. İspanyol Barok mimari tarzını en iyi yansıtan eserlerden biri olan Altar de los Reyes (Krallar Sunağı) katedralin değerli parçaları arasındadır. Barok mimari tarzında tasarlanan Capilla de los Santos Angeles y Arcangeles’de dikkat çekici yapılardan.

Catedral-Metropolitana

Templo Mayor (Büyük Tapınak) Mexico City’de gerçekleşen bir inşada Aztek kralının oyma figürü olan 8 tonluk diskin bulunması sonucu çalışmalarına başlanmış bir Aztek tapınağıdır.

Azteklerin savaş ve su tanrısına adanmış olan tapınağın 14.yüzyılda yapıldığına dair söylemler vardır. Burası aynı zamanda Azteklerin ve halen Meksika’nın sembolü olan kaktüsün üzerinde, ağzında yılanla duran bir kartalın görüldüğü ilk yer olarak bilinir. Bu sebeple Azteklere göre bu nokta dünyanın merkezi olarak kabul edilmiştir.

Museo de Arte Popular Meksika’nın geleneksel sanatlarının sergilendiği müze, şehirde öne çıkan müzelerden biridir. Meksika gelenekleri hakkında bilgi edinip halk sanatının örneklerini görebileceğiniz müzede, şehrin dört bir yanından toplanmış el yapımı araç gereçler bulunmaktadır. Çömlekler, el yapımı hayvan figürleri, çeşitli kumaşlar, şapkalar ve resimler müzede öne çıkan parçalardan. Müzenin girişinde bulunan küçük dükkandan kendinize veya sevdiklerinize el yapımı objeler alabilirsiniz.

Museo-de-Arte-Popular

Plaza de la Republica (Devrim anıtı) Alameda’nın biraz batısında kalan Plaza de la Republica şehirdeki önemli yerleşim alanlarından biridir. Bölgenin en büyük binası olan Monumento a la Revolucion, dikkat çekici bir yapıdır. 1900’lü yılların başında yönetim merkezi olması amacıyla yapımına başlanan anıt, devrim sebebiyle tamamlanamamıştır. 1930’lu yıllardan itibaren devrim zamanı ve sonrası kahramanlarının mezarları buraya defnedilmiştir.

Zona Rosa (Pembe bölge) Zemini pembe taşlarla döşeli olan bu bölge, Paseo de la Reforma, Chapultepec ve Florencia caddeleri arasında bulunmaktadır.

1950’lerden sonra bölgedeki yerleşim yerlerinin azalmasıyla burası sosyal hayatın merkezi konumuna gelmiştir. 1968 Yaz Olimpiyatları’yla turistlerin dikkatini çeken bölge, kısa zamanda küçük büyük mağazalar, sanat galerileri, restoran ve barlarla çevrilmiştir. Günümüzde şehrin en hareketli ve canlı noktalarından biri olan Zona Rosa’da alışveriş, yemek ve eğlence anlamında pek çok seçenek bulabilirsiniz. Meksika tarihinde önemli bir yeri olan Monuento a la Independencia (Bağımsızlık Anıtı) burada görülmesi gereken yapılar arasında en önemlisidir. Şehrin simgesi olan bu anıt, Meksika’nın bağımsızlığının 100. yılını kutlamak adına yapılmıştır.

Saat kulesi Meksika’nın başkenti Mexico City’de 1910 yılında Sultan Reşat tarafından yaptırılan bu tarihi saat kulesi, ülkenin Osmanlı izlerini taşıyan tek yapısı olarak öne çıkmaktadır. Yaklaşık 100 yıl önce Osmanlı cemaati tarafından hediye edilen kule, Meksika halkı ile Osmanlı halkının dostluğunu simgelemek adına yapılmıştır. İznik çinileriyle kaplı bu Osmanlı şaheseri, Mexico City’nin tarihi Zocalo meydanı’nı süslemektedir.